29 Temmuz 2010

Satürn Terazi'de





Satürn Terazi’de

-Artık Satürn’ü Terazi burcunda ağırlıyoruz, hem de uzunca bir süre-

Geçen hafta, yani tam olarak 22 Temmuz’da Satürn artık nihai olarak Terazi burcunda ilerlemeye başladı. Satürn’ün burç değiştirmesi, her birimizin hayatında sorumluluk alanının değişmesine sebep olacaktır. Sorumluluğu temsil eden görüş alanımız artık farklı bir alana odaklanmış durumda. Alıcı gözle baktığımız, düzeltme ve düzen getirme ihtiyacı hissettiğimiz, olgunlaşıp, meyve verecek hale geleceğimiz alan artık Terazi burcu ile Satürn’ün birleşiminden oluşan bir platforma sahip.  22 Temmuz 2010’dan itibaren Ekim 2012 başına kadar gündemimiz Satürn/Terazi olacak.

Olgunlaşmak kolay değildir. Satürn’ün elinin değdiği alanda da hayat kolay olmayacaktır, ancak hiçbir gayret göstermeden, içte değişimi zorlayan sancıları hissetmeden olgunlaşmak, gelişmek büyümek mümkün olmaz. Ruhumuz, hayatımız süresince ihtiyacı olan gelişimi sağlamak için Satürn’le iş birliği yapar. Biz maddesel dünyada acı çekiyor, zorlanıyor, daralıyor gibi hissetsek de; ruh yaşadığından memnundur. Çünkü ruh, ancak güçlü deneyimlerle istediği sıçramaları yapabilecek güce ulaşabilir.

Peki, Terazi burcunda ilerlemeye başlayan Satürn’ün ruhumuzla olan işbirliğinin şimdi ki sürecinde ne öğreneceğiz? Hangi dersle bizleri bekliyor?  Burcumuza ve yükselenimize göre bir incelemeye başlamadan önce, genel olarak havamız ne olacak bir göz atalım hep birlikte.

Terazi burcu dendiğinde aklımıza gelmesi gereken anahtar kelimeleri bir sıralayalım: ilişkiler, denge, bağlantılar, sen, başkaları, adil olma, objektif olma,  hakkını arama, rekabet duygusu, rakipler, hatta düşmanlar…

Şimdi Terazi’den aldığımız bu anahtar kelimeleri Satürn’le harmanladığımızda karşımıza şu sorular çıkabilir:

-        - İlişkilerimdeki mesafem, duruşum nedir? Bu duruşumu değiştirmeli miyim?
-        -İlişkilerimin süresi nedir? Partnerimle aramdaki bağ yeterince kuvvetli mi?
-        - İlişkilerimdeki sorumlulukları nasıl paylaşıyoruz, bu paylaşım adil mi?
-        - İlişkilerimde önem verdiğim kurallar var mı? İlişkilerdeki sınırım ne?
-        - İçinde bulunduğum ilişki ben geliştikçe benimle birlikte gelişebilecek kadar esnek mi? Yoksa beni bir kalıp içinde tutmaya mı zorluyor?
-        - Başkalarından ne bekliyorum? Beklentilerim abartılı olabilir mi?  Başkaları benden ne bekliyor?
-        - Başkaları ile olan ilişkilerimde denge sağlayabiliyor muyum? Denge sağlamak için nelere dikkat etmem gerekir?
-        - İçinde bulunduğum ilişkiyi sürdürmeli miyim?
-        - Başkalarında tahammül edebildiğim hatalar ya da zayıflıklar nelerdir?
-        - Bana göre adil bir yaşam tarzı nasıl olmalıdır? Hayatım bu anlamda doğru bir dağılıma sahip midir?
-        - Uzun zamandır beraberimde taşıdığım ilişki kurallarını hala taşımalı mıyım, yoksa terk etme zamanı geldi mi?
-        - Hayatımın hangi alanına denge ve uyum getirmeliyim?

Bu tür sorular genel olarak bu dönemde her birimizin hayatında yer alacak. Gerek kendi ilişkilerimiz gerekse başkalarının ilişkileri ilgi alanımızda olacak.
Ayrıca sen demeyi, hayatımızda başkaları adına sorumluluk almayı da öğreneceğimiz bir süreç içindeyiz artık.

Yüzeysel ilişkilerin artık çok fazla gündemde kalmayacağı, karşılıklı saygı, sevgi ve sorumluluk çerçevesinde gelişen ilişkilerin aranacağı bir dönemdeyiz.
Önümüzdeki yaklaşık iki buçuk yıllık süreçte hayatımızdaki tüm ilişkilerde bu detayları önemseyeceğiz. Karşılıklı vermeyi öğreneceğiz. Bu özellikleri taşımayan ilişkiler ise çatırdamaya yüz tutacak. Her ne kadar Terazi ikili ilişkileri anlatıyor olsa da, burada saydığım yaklaşım hayat içindeki tüm ilişkiler içinde olacak. Çünkü “ben-sen” hattının   “sen” bölümüdür Terazi ve günlük hayatımızda “sen” bölümünden birçok insan gelip geçer.

Peki yükselen burcumuza ya da Güneş burcumuza göre nasıl bir etki alıyoruz bu dönem içinde, kısaca buna da bir göz atalım:

Satürn 1. Evde ( burcu ya da yükselen burcu Terazi olanlar): Bu süreçte ne kadar sorumluluk almaya hazır olduğunu anlayacak testler ve sınavlar seni bekliyor. Bu sayede kişiliğin daha oturmuş ve ne istediğini bileceğin bir yeni döneme başlamış olacaksın.  Kendi hayatının sorumluluğunu taşımaya hazırlandığın bir döneme giriyorsun. Zorlu da olsa, kendinde belirli bir güç ve kararlılık hissedeceğin bir dönemdesin. Asıl zorlu olan dönemi artık geride bıraktığını hatırla ve hayata bundan sonra dört elle sarıl.

Satürn 2. Evde (burcu ya da yükselen burcu Başak olanlar): Hala sahip olduğun kaynaklar kısıtlı. Fakat artık bu kısıtlı kaynaklarınla neler yapabileceğini bileceğin, öğreneceğin bir sürece başladın. Gerek finansal kaynaklarını, gerekse yeteneklerini kullanacak, test edecek ve bunları nasıl avantaja ve artıya çevirebileceğini öğreneceksin. Hem bütçeni, hem de yetenek ve becerilerini geliştirmek, bu alandaki sorumluluğu ele almak senin bu döneme ait görevin olacak. Kendine yeni beceriler bul ve ihmal ettiğin yeteneklerine gereken önemi göster. Şimdi para kazanmak için neler yapabileceğini, hangi zorlukları göze alabileceğini görebileceğin dönemdesin.

Satürn 3. Evde (burcu ya da yükselen burcu Aslan olanlar): Öğrenme ve iletişim alanlarında kendini geliştirecek sınavlarla karşı karşıya olacaksın. Yeni bir öğrenim dönemine başlayabilirsin. Disiplinli ve düzenli bir öğrenim sürecinde olacaksın. Hem öğrenecek hem de öğreteceksin. Kendi düşünce ve fikirlerinin sorumluluğunu almaya hazırlanacağın bu dönemde, başkalarının fikirlerini dikkatlice sorgulayacaksın. “Konuşmadan önce düşünmek” ne demektir, asıl şimdi öğreniyorsun. Söz vermenin getirdiği sorumlulukla tanışacaksın. Yakın çevren, kardeşlerin ve akrabaların ile olan ilişkilerinde önemli olacak ve bu alanda sorumluluk almaya hazır olacaksın.

Satürn 4. Evde ( burcu ya da yükselen burcu Yengeç olanlar) : Aile ve yuva senin için zaten önemli. Fakat Satürn’ün Terazi’ye girmesi ile birlikte bu daha da önem kazandı.  Ailen ile ilgili sorumlulukları almaya hazır olacaksın bu dönemde. Ev, yuva, aile kavramları ön planda olacak ve bu alanlarda bir yandan sorumluluk alırken bir yandan da gerekli olan değişiklikleri yapmakla uğraşacaksın. Taşınmak isteyebilirsin. Eğer ailenle yaşıyorsan, artık kendi başına bir evde yaşamak isteyebilirsin.  Yuva kurmanın sorumluluğunu da hissedebilirsin. Bu gösterge evlilik göstergesi olabilir. Aile ve ikili ilişkiler kavramlarını kapsayan konular gündemde olabilir. Hayatının yaşlılık dönemi ile ilgili endişelerin gündeme gelebilir ve bu konu ile ilgili bazır yatırımlar yapmak isteyebilirsin.

Satürn 5. Evde ( burcu ya da yükselen burcu İkizler olanlar): Artık kendi istediklerinin sorumluluğunu alma dönemindesin. Hep ihmal ettiğin ve seni ilgilendiren proje ve dilekler ön plana yerleşecek. Kendi mutluluğunu yakalayarak bunu ilişkilerine yansıtmayı öğreneceksin. Hobilerine zaman ayırmadıysan, ruhunun kendini geliştirmesi ve egona katkıda bulunması için uğraşmadıysan, şimdi bunu yapmak zorunda kalabilirsin. Eğer bunu önemsemezsen, ruhsal sorunlarla karşılaşabilirsin.   Ayrıca çocukların varsa, şimdi onlara da bazı alanlarda sorumluluk sahibi olmayı öğreteceksin. Hatta Satürn sana belki de yeni bir çocuğun sorumluluğunu da getirebilir. Ayrıca cıvıl cıvıl olmasa da olgun, kalıcı ve uzun süreli bir ilişki de kapıyı çalabilir.

Satürn 6. Evde ( burcu ya da yükselen burcu Boğa olanlar): Ruh ve beden arasındaki dengeyi öğrenmenin zamanı geldi artık. Her ikisine de iyi gelecek ve aralarındaki dengeyi sağlayacak bir yaşam tarzı benimsemelisin. Bu alanda göstereceğin ihmal rusal dengesizliklere ve günlük mutsuz ve depresif bir ruh haline yol açabilir. Hem günlük işlerinle hem de sağlığınla ilgili gerekli sorumluluğu üstlenmeli, bu alanlara çeki düzen vermelisin. İş hayatını daha düzenli bir dengeye oturtmalısın, çünkü günlük rutin işlerinde üstlenmen gereken sorumluluk artabilir. Eğer karşına çıkan sorumlulukları üstlenmek için gereken özeni göstermezsen, işini ya da sağlığını kaybetme riski ile arşı karşıya kalabilirsin.

Satürn 7. Evde (burcu ya da yükselen burcu Koç olanlar):  İlişkilerin ön planda olduğu bir dönemdesin. Bu dönemde ilişkilerin ile ilgili sorumlulukların artacağı, yapılan hataların ya da fedakârlıkların gözden geçirileceği bir süreç içindesin. Eğer bir ilişkin yoksa bu dönem sana bir ilişkinin getireceği sorumlulukları öğrenmen için, sana yeni bir ilişki getirebilir. “Sen” demeyi öğreneceğin bu birkaç yıl süresince, hayatında var olan kişilerin rollerinin ne olduğunu daha iyi tanıyacaksın. İçinde bulunduğun bir ilişki varsa, bu ilişki şimdi her ikiniz tarafından da mercek altında olacak. Saygı, sevgi ve hakkaniyet üzerine kurulu ilişkiler bu dönemde daha da sağlamlaşırken, bu değerlere sahip olmayan ilişkiler sonlanacaktır. İlişkilerde Alış-Veriş kavramlarının dürüstçe uygulanması gereken bir süreç!

Satürn 8. Evde (burcu ya da yükselen burcu Balık olanlar): Tüm sorumlulukların, özellikle finansal sorumlulukların mercek altında. Kimlerde alacak, verecek alışverişinde olduğun önem kazanacak. Kendi borçlarına sadık kalmayı öğrenirken, başkalarından da sorumluluklarını yerine getirmeleri isteyeceksin. Bu dönemde ikili ilişkilerinde parasal bazı zorluklarla sınanman da söz konusu olacak. Bu sınavlar sana geleceğe yönelik yatırım yapmayı öğretecek. Hayatın karamsar ve üzücü yanlarını yaşayabilirsin, fakat her birinden güçlenerek ve gelişerek yol alacağını bilmelisin. Unutma, hayat seni şimdi yaşayacağın sınavlarla birkaç yıl sonra atacağın başarılı adımlara hazırlamakta. Kendini karamsar hissettiğinde, kendi içine dönebileceğin çalışmalar (meditatif çalışmalar) yaparak , kendini daha iyi hissedebilirsin.

Satürn 9. Evde (burcu ya da yükselen burcu Kova olanlar): Kendi kişisel gelişimini bir üst boyuta taşıma zamanı geldi. Adil olmak, objektif olmak ve kimsenin hakkını yememek bundan sonra çok daha önemli olacak. Bu tarafını geliştiren eğitim ve felsefelere daha yatkın olacaksın bundan sonra. Umutların ve beklentilerin daha bir sağlam zemine oturacak. Gerçekleşebilecek hedefler peşinde koşmayı öğreneceksin. İlişkilerde üstleneceğin sorumluluklar, dünya görüşünü daha üst bir boyuta taşımanı sağlayacaktır. Bu dönemde hukuksal konularla uğraşman söz konusu olacak gibi. Eğer bir yüksek öğrenime başlamak istiyorsan, ya da seni ruhsal ve felsefi anlamda geliştirecek bir çalışmaya başlamak istiyorsan bu fırsatı değerlendirmelisin. Şimdi zorlu öğretilerle baş edebilecek güce sahipsin.

Satürn 10. Evde (burcu ya da yükselen burcu Oğlak olanlar):  Toplumun gözündeki yerini, artık biraz daha değiştirmek bir basamak yukarıya taşımak isteyeceksin. Ciddi ve sorumluluk sahibi yanını başkalarının da fark edeceği bir dönemdesin. Büyük bir ihtimalle saygınlığın artacak ve olgunluğun başkaları tarafından da anlaşılacak. Şimdi başkalarının seninle ilgili düşündükleri de önemli olacak. İş ve kariyer hayatında önemli sınavlarla karşı karşıyasın. Bu sınavların üstesinden gelecek güce de sahipsin. Artık kendini bu alanlarda gösterme zamanı. Sorumluluk alarak kariyerinin tepe noktasını yaşayabilirsin. İş ve kariyer hayatında sorumluluk almaktan kaçınma!

Satürn 11 Evde (burcu ya da yükselen burcu Yay olanlar): Çevrenle ve arkadaşlarınla olan ilişkilerini gözden geçirmek zorunda kalabilirsin. Bu alanda bazı kopmalar yaşayabileceğin gibi, bazı sorumluluklar da üstlenmen söz konusu olabilir. Kazancının daha fazla kıymetini bileceksin. Kalabalık gruplarda olmak, bu tür ortamlarda sorumluluk almak isteyebilirsin. Kendi çocuğunun veya bir başkasının çocuğunun sorumluluğunu da alabilirsin bu dönemde.  Kendi otoriteni geliştirecek sorumlulukları almalı, kalabalık gruplarda otoriteni geliştirecek projeler üstlenmelisin. Yaşlı ve olgun insanlardan destek alabilir, kollanabilirsin.

Satürn 12. Evde (burcu ya da yükselen burcu Akrep olanlar):  Kişisel gelişimin, ruhsal ve spritüel olgunluk safhasındasın. Bu dönemde yaşayacakların içten dışa doğru etki eden bir süreç geçirmeni sağlayacak. Satürn’ün 12 burçluk döngüsü süresince yarım kalan alanlar olduysa, onların her biri ile ilgili sorumlulukları almaya hazır olmalısın şimdi. Çünkü bu evreden sonra yeni bir döngüye başlayacaksın ve yeni döngüye başlamadan hazır olmalısın. Bu yüzden şimdi sorumluluklar her alandan gelebilir ve bunların her biri senin için gereklidir. Bu süreci kabul et ve hayatında sonlanması gereken şeylerin de sonlanmasına izin ver. Değişime engel olma, çünkü bu değişimin ardın sana yeni bir döngü sunulacaktır.  

Evet! Satürn’ü ev-ev dolaştırdığımızda çıkan yorumlar yukarıdaki gibi oluyor. En başta evlere geçmeden saydığım etkilerin genel olduğunu ve hepimizin üzerinde etkisi göstereceğini de göz önünde bulundurmayı ihmal etmemeliyiz.

Ayrıca Satürn’ün Terazi burcuna geçmesi ile birlikte cilt, böbrek, mesane, kalça kemikleri, basen bölgesi ve omurga ile ilgili sağlık problemleri daha bir ön planda olacaktır. Eğer bu bölgelerle alakalı bazı sorunlarınız varsa, bir an evvel gerekli önlemleri almamız yararlı olacaktır.

Sevgiler
Yurda Hal


20 Temmuz 2010

Kaselerin Dörtlüsü: Sevgiye Şekil Vermek












Kaselerin Dörtlüsü:  Sevgiye Şekil Vermek

Duası: Sükunet içinde olduğumda, başkalarına sevgimi göstermek için yapmak istediklerimle ilgili harika fikirlere sahip oluyorum. Kendimle huzur ve barış içinde yaşadığımda, Yaradan ruhuma neleri paylaşmam gerektiğini gösteriyor. İmgelediğim hediyeleri, doğuştan gelen yeteneklerim ve elde ettiğim becerilerimin doğrultusunda, bana sunulan zaman içerisinde yapıyorum.

Şimdi başkaları için hissettiğim sevgiye şekil veriyorum.  Şimdi hediyemi bu maddesel dünya üzerinde yaratıyorum ve bu hediyeyle kendi halkıma olan en derin duygularımı ifade ediyorum.

Öğretisi: Ruhun ilişkin için sevgiye şekil vermeni istiyor. Bu, kendi hazırlayacağın ve duygularını yansıtan bir hediye olabilir. Partnerinle ilişkilerini şekillendiren bir anlaşma da olabilir. İlk dokunuş, ilk derin bağlantı ya da verilecek bir söz olabilir. Bu, her ne ise sana biraz daha sorumluluk veren bir şey olmalıdır.

İçsel bir deneyime artık açıklık getiriyorsun. Yani, içsel yaşadığın, hissettiğin bir şeye, dış dünyada şekil veriyorsun. Sevgililer günü kartı, saf sevginin kartıdır. Eğer bu kartı kendi ellerinle yazıp çizersen, o karta sevgin dokunmuş olur. Onunla sevgini ifade edersin. Bu sayede kâse içsel sevgi ile sürekli dolup taşacaktır.  Eğer birisi sana olan sevgisini ifade ederse, bu seni bağımlı kılmayan, ancak mutlu edecek bir hediyedir.  Gerçek varlığın sevgiyi nasıl ifade ederse, alacağı ödül de aynı şekilde olacaktır.  Sen sevgiyle doldukça ve üst benliğinde bu sevgiyi işledikçe, saf ve koşulsuz sevgiye ulaşırsın.

Önce kendini sev – ve ardından sevgini cömertçe hediye et!

Sevgiler 
Yurda Hal

03 Temmuz 2010

26 Haziran ve 11 Temmuz 2010 Tutulmaları - bölüm 1

Madem tutulmaların bu kadar önemli olduğu günler yaşıyoruz, öyleyse astrolojide  tutulmalarla ilgili, özellikle aklımızda tutmamız gereken, temel kuralların bazılarının neler olduğunu  sizlerle kısaca paylaşmak istedim. Bu sayede hem belki de bilmediğiniz bir astroloji bilgisine ulaşmış olacak, hem de tutulmalarla ilgili elde ettiğiniz bilgileri farklı bir bakış açısı ile inceleyebileceksiniz.

  1.  Tutulmanın öncesinde ve sonrasındaki günler genellikle önemli ve hafızada kalıcıdır(+/- 10 gün)
  2. Güneş tutulmalarının etkileri, tutulmadan 3 ila 6 ay önce başlar ve neredeyse tutulmanın ardından bir yıl daha sürebilir. Ay tutulmaları ise tutulmadan 6 hafta önce etki etmeye başlar ve bu etki 6 hafta sonrasına kadar sürer.
  3. Tam tutulma her zaman en güçlü tutulmadır. 
  4. Tutulmanın görüldüğü yerler, daha doğrusu tutulma hattında olan ülkeler tutulmanın etkisini daha fazla yaşarlar. (şu an yaşadığımız tutulma, Güney Amerika’nın alt ucundan başlayarak okyanusta ilerliyor ve Yeni Zelanda’ya yaklaşmadan hemen önce bitiyor)
  5. Tutulmalar çiftler halinde gerçekleşirler. Bir tutulma, 6 ay sonra karşı burçta gerçekleşen bir tutulmayla tekrar aktif hale gelebilir.
Bu maddeler tutulmalarla ilgili temel maddelerdir.

Tüm bu bilgiler ışığında şunu söylemek mümkün; 1999 yılında, Türkiye üzerinden geçen hatta  gerçekleşen  Güneş tutulması ile  şimdi yaşayacağımız tutulmayı  Türkiye açısından eşdeğer görmek mümkün değildir.  Fakat bununla beraber, gökyüzünde öncü burçlarda oluşan gergin açılar, tutulmaların da öncü burçlar olan 
Yengeç- Oğlak hattında gerçekleşmesiyle tetiklenmektedir. Yazımın şimdi okuyacağınız birinci bölümünde Ay tutulmasını, yarın yayınlayacağım ikinci bölümünde ise Güneş tutulmasını detaylandıracağım.

(Geçen hafta yoğunluğum sebebiyle bir türlü yazmaya fırsat bulamadığım Ay Tutulmasına da böylece değinmiş oluyorum)Özellikle geçtiğimiz hafta 26 Haziran’da gerçekleşen Ay tutulması hem gökyüzündeki transit gerginlikleri tetikledi, hem de tetiklediği bu gerginliği Türkiye’nin kuruluş haritasının akslarına ve bazı göstergeleri üzerine yerleştirdi.
Ay tutulması haritası

Ay tutulması haritasına bir göz atalım. Tutulma haritasının ufkunda 20 derece Terazi yükseliyor. 04 derece Oğlak burcunda gerçekleşen Ay tutulması (Dolunay) haritasında gördüğünüz gibi tutulma esnasında Ay Pluto ile, Güneş ise Merkür ile kavuşumda. Bununla beraber tutulma esnasında Ay ve Güneş aynı zamanda  Uranüs /Jüpiter kavuşumuyla  ve Satürn’le kare açı halinde.  Dolayısı ile ortada önemli bir gerginliği temsil eden bir Grand Cross (büyük kare) var..

Öncelikle, tutulma esnasında “Via Combusta” yani “Yanan Yol” dediğimiz, 15 derece Terazi burcu ile 15 derece Akrep burcu arasında bulunan 20 derece Terazi yükselmekte. “Yanan Yol” içerisinde bir çok şiddet ve gerginlikleri gösteren Sabit Yıldızlar bulunmaktadır. Bu yüzden tutulma haritasının yükselen derecesi huzursuzluk, şiddet ve gerginliklerin ön planda olacağını göstermektedir. Yani gündemde, insanların zihninde, yüreğinde sebepli ya da sebepsiz gerginlik, huzursuzluk, öfke ve agresiflik olacaktır. Terazi’nin yöneticisi Venüs’ün ise bu haritada 11 evde ve Aslan burcunda yerleşmiş olması bu  içsel veya dışsal olarak ortaya çıkabilecek durumların, açık alanda, abartılı bir şekilde, etkileyici sahnelerle, zaman zaman çok belirgin öfkeyle sergilenebileceğini göstermekte. Ayrıca yükselen Terazi, adalet ve hak arayışının ön planda olacağını, insan haklarının da gündeme geleceğinin habercisi olabilir.

Oğlak burcunda Ay ile birleşmiş olan Pluto, aslında uzun dönem var olmuş, toplum içinde temel oluşturmuş fakat miadı dolmuş önemli kişi, kuruluş ya da şartların ani değişikliklere maruz kalmasının söz konusu olabileceğini göstermekte. Esoterik astrolojide Pluto bir ailenin eski köklerini, soyu da göstermekte. Ay ile birleşmesi dikkatlerin bu tür konulara çekilebileceğini, Ay ile Pluto’nun temsil ettiği konuların aydınlanıp gün yüzüne çıkacağını göstermekte. Tabii ki Pluto bunun dışında, yer altı, atom ve atom altı parçacıklar, yıkım/yeniden yapım, ölüm ve tekrar doğuş temalarını da içinde taşır. Ay tutulması bu tür konulara da açıklık getirecektir.  Ay/Pluto’nun 3.evin sonunda neredeyse 4.evin girişinde yerleşmiş olması, bu konuların medya, komşular kanalıyla haber olarak çok çabuk yayılacağını ve herkesin özel hayat alanlarının da etkileyeceğini göstermektedir. Ayrıca ulaşım araçları, yollar ya da iletişim araçları ile ilgili kaza ve sorunların tetiklenebileceğini de düşünmeliyiz.

Güneş/Merkür kavuşumu ise Dolunay sebebiyle doğal olarak  Ay/Pluto’nun karşısındadır. Yine Merkür’ün bu konumu yukarıda italik olarak belirginleştirdiğim bölümü teyit etmektedir. Bir de bu yerleşimin Yengeç burcunda olması Yayılan haberlerin ağır duygusallık içereceğini, 9.evin sonunda ve 10.evin girişine yakın olması ise inanç ve dogma ve fanatizmin önemli bir hal alabileceğini, hükümetin ya da toplum içinde önemli olan kişilerin  bu durumdan kıl payı da olsa nasibini alacağını göstermektedir.

Tutulmanın gergin hattının ortasında Koç’taki Uranüs/Jüpiter durmaktadır ve Uranüs yukarıda saydığım alanları jet hızıyla tetiklemekte, düşünmeden hareket edilmesine sebep olmakta, ani öfke ve kızgınlıkların, mantığı hiçe sayarak devreye sokulmasını anlatmaktadır. Jüpiter’in Uranüs’le kavuşmasını ise bu etkiyi büyütmeye yarayan, kolaylıkla abartıya dönmesine izin veren, fanatizmi ve taraflılığı körükleyen bir işaret olarak görüyorum.

Diğer taraftan tutulmanın ortasında bir de Satürn var tabii. Henüz öncü burca geçmemiş ve değişken Başak burcunda bulunan Satürn bu büyük karenin henüz tamamlanmamış noktası gibi. Bu yüzden yaşanacak tüm gerginliklerde, sorunlarda (bireysel ya da toplumsal) henüz bir tutarlı davranışın sergilenemeyeceğini, çözüm bulmak yerine, çözüm bulmaya çalışır gibi yapılarak bu sürecin geçiştirileceği hissini uyandırıyor bende.
Geride bıraktığımız Ay tutulmasının gerçekte nelere sebep olduğunu 22 Temmuz -10 Eylül arası, Satürn, Terazi’nin ilk 5 derecesinden geçerken anlayacağız. Ancak o zaman içinde bulunduğumuz bu kriz döneminin nelere mal olabileceğinin, nasıl çözüm bulunması gerektiğinin farkına varacağımızı düşünüyorum (özellikle 30 Temmuz – 07 Ağustos arası Satürn’ün Terazi burcunda Mars’la kavuşması daha da belirgin olacaktır).
Buraya kadar saydıklarım içinde bulunduğumuz şartların fonunu oluşturmakta (global anlamda etkili olan hal).
Şimdi bir de Ay tutulmasını Türkiye’nin haritası ile birlikte inceleyelim ve yukarıdaki fonun üzerine Türkiye’nin aldığı etkileri ekleyelim.

Ay tutulması Türkiye’nin 1. ve 7. Ev aksı üzerinde gerçekleşti. Bir yandan bir süredir Türkiye’nin 7.evinde bulunan transit Pluto Tutulma ile aktive edildi. Aynı zamanda transit Güneş/ Merkür kavuşumu ise Türkiye’nin yükselen derecesi ve Pluto’su üzerinde yerleşmiş durumda. Dolayısıyla Pluto Türkiye’nin haritasında iki kere aktive edilmiş durumda. Üstelik tüm bu tablonun içinde yükselen ülkemizin Yükselen yöneticisi olan Ay’ın tutulmuş olması. Bizim ülkemiz üzerindeki gerginliğin çok daha etkili olacağını göstermekte.

1.Ev bir ülkenin haritasında halkını, bayrağını, ulusun dışarıya yansıttığı kimliğini gösterir. Adeta üniforması gibidir. 7. Ev ise “diğerleri”dir. Anlaşma içinde olduğumuz ya da çatışma içinde olduğumuz ülkeler, duruşu açıkça belli olan ülkeler (eğer düşmansa, düşmanlığı ortadadır) veya eşit seviyede olan ülkeleri kısacası dış politikayı gösterir.    Bu hat üzerine yerleşmiş olan tutulma muhakkak Türkiye’nin dış politika ile ilgili önemli ve beklenmedik bir gündeme sahip olacağını göstermekte.

10.eve yerleşmiş olan Uranüs, hükümetin ani, fevri kararlar alabileceğini ve bu kararlarla dış politik ilişkilerde önemli değişikliklerin yapilabileceğini göstermekte. Bu değişiklikler, dış politikada önemli bir  dönüşüm sürecinin ani adımlarını attırabilir.

Bu gerginliğe dahil olmaya çalışan, ancak bir türlü gücünü henüz ortaya koyamayan 4.evdeki Satürn ise kültürel mirasımızın, topraklarımızın,  gelenek ve göreneklerimizin, temel yapı taşlarımızın ve kökteki zenginliklerimizin alanında (4.ev) durmaktadır. Satürn şimdilik Başak burcunun son derecelerinde bulunduğu için, henüz ortaya net bir tavır koyabilmiş değildir. Dolayısıyla onun direncini, zorlayıcı gücünü verebileceği hasarları henüz tam olarak tanımıyoruz. Şimdilik sadece bir kısmını görebiliyoruz. Bu güç özellikle 
22 Temmuz10 Eylül arası belirgin bir şekilde ortaya çıkacaktır (özellikle 30 Temmuz – 07 Ağustos arası Satürn’ün Terazi burcunda Mars’la kavuşması daha da belirgin olacaktır). Satürn’ün 7.ve 8.evin yöneticisi olması Onun bu büyük karedeki zorlayıcı rolünün dış politika, dış ülkelerle olan finansal bağlantılar ve sonlanmalar ya da gerçekleşebilecek beklenmedik ölümlerle bağlantısını göstermekte.

Tutulma ile gerçekleşen 1.ve 7. Evdeki Pluto tetiklemesinin ön plana çıkardığı bir başka konu ise Pluto’nun yöneticisi olduğu 5.ev ile alakalıdır.  Çocuklarla ilgili konuların bolca gündeme geleceği, çocukları ilgilendiren önemli değişikliklerin yapılacağı, çocuklarla ilgili konularda, eğlence ortamları ve keyif için kullanılan alanlarda tehlikeli bir dönem olabileceğini göstermektedir.

Tüm bunlar yaşanırken, 1,4,7 ve 10 ev akslarında gerçekleşen bu tutulma haritası ülkemizde yaşanan her şeyin dışarıdan takip edileceğini göstermektedir.

Yeni olmayan tüm bu gerginlikler Tutulma ile birlikte gün yüzüne çıkmış oluyor ve bizim açık seçik görebileceğimiz bir tablo olarak önümüze seriliyor. Tutulmayı bir fener ve feneri tuttuğumuz alanın aydınlandığını anlamalıyız. Çünkü tutulmalar ardından farkındalık yaşanır ve bazı konular hakkında gerçekler ortaya çıkmaya başlar.

Ay tutulması ile ilgili pek de iç açıcı bir şeyler yazamadım ne yazık ki. Tek söyleyebileceğim, kriz dönemlerinin dünya var oldukça yaşanabileceğidir. Bu dönemlerin üstesinden gelmenin en önemli yolu içimizdeki bu yoğun enerjiyi faydalı bir şeyler için kullanmak olacaktır. Değişim bireyden başlar, vicdanımız her zaman ön planda olsun ve bu gergin dönemde vicdanımızın yer almayacağı sözlere ve düşüncelere izin vermeyelim. Ayrıca sanıyorum, şu dönemde yapılabilecek en mantıklı şeylerden bir de objektif bakış açısını kaybetmemek ve gördüklerimizi, duyduklarımızı ilk izlenimlerimizle yargılamamak olacaktır. Çünkü üzerimizdeki gerginlik gerçekleri en çıplak haliyle görmemize engel olacaktır.

11 Temmuz 2010’da gerçekleşecek olan Güneş tutulması ile ilgili yazımı henüz bitiremedim. En kısa zamanda hazırlayıp, sizlerle paylaşmayı ümit ediyorum. Ancak yaşadığımız Ay tutulması kadar gergin olmayacağını düşünüyorum.
Sevgiler
Yurda Hal
03.07.2010 saat 02.57/Bostancı

15 Haziran 2010

Ay-Venüs-Şanslı Bir Gün


Venüs - Jüpiter Desteği

15 Haziran 2010 güzel bir gün. Özellikle sabah saatleri daha belirgin,son derece olumlu enerjilerle dolu. Güne, Ay'ın Venüs'e yapacağı kavuşum ve Ay ile Venüs'ün Jüpiter'e yapacağı üçgen açı ile başlıyoruz. 


Ay, Aslan burcuna girer girmez iki iyicil gezegenle yaptığı iyi açıların enerjilerini üzerimize yağdırması sayesinde, yarın motivasyonumuz epey yüksek olacak. Yine de, motivasyonumuz yüksek olmazsa bile, biz bu güzel enerjilerin ziyan olmasına izin vermeyelim ve eylemde bulunalım.


Rast gitmesini istediğiniz önemli işlerinizi yapmak için bundan daha uygun bir gün bulamazsınız:) Mesela ben, yarın sabah, uzun zamandır problemli olan bir işimi halletmeyi düşünüyorum.  Hayırlısıyla, beklediğim sonucu da alacağım:)


Ya da Yeni Ay zamanında dilekte bulunma fırsatınız olmadıysa, bu sabah 08:33-08:43 arası dilekte bulunabilirsiniz.  Yani bu bir joker dilek saati:) ve günü aynı zamanda. Her zaman bu tür güçlü Joker dilek zamanları yakalamak mümkün olmuyor, gerçekten kıymetli ve kullanmaya değer bir zaman. Şanslı bir gün aynı zamanda. Kim bilir, belki bu aralar o içi içine sığmayan, Koç burcunun ilk günlerinde doğanlar, yarın her zamankinden daha şanslı oluverirler:); belli mi olur? 


Joker zamanlarda dileklerinizde bir sınırlama ya da kısıtlamaya gerek yoktur. En azından ben öyle yapıyorum. Burcun özelliklerine uygun dileklerde bulunmayı daha çok Yeni Aylarda dikkate alıyorum. Fakat böyle arada Jüpiter ve Venüs'ün Ay'la birlikte hazırladığı sürprizlerde dileklerimde sınır tanımıyorum. Bence siz de tanımayım


Sevgiler


Yurdahal

Alış – Veriş Sanatı




Alış – Veriş Sanatı

Çocukluğumun en renkli simalarından biri rahmetli ananemdi. Çocukluğumun zaman zaman Türkiye’de geçen günlerine ait birçok karesinde onun hayali vardır. Bu hayallerin benim anılarımda en çok yer etmiş iki hali vardır ki, gözlerimi kapadığımda, ananemin o halleri gözümde hemen canlanıverir.

Bu sahnelerden biri hareketsizdir, fakat şimdi, şu an kadar da canlıdır hafızamda aslında. Sıcacık öğleden sonra güneşi, o eski, tek katlı, Bursa evinin penceresinden içeri vurur ve loş odanın bir kısmı güneşin ışıklarıyla aydınlanır. Ananem de, o pencereden içeri dolan ışık yok olana dek, orada, hemen pencerenin önünde, sedirin üstünde, Kuran’ını okur. Zaten ben de çocukluğumun o yaz günlerinde, yine o pencerenin önünde, ananemden öğrenmiştim ilk dualarımı. Sırasıyla sureleri öğretirdi her yaz tatili.

İkinci sahneyse bizim memleketimizin topraklarına has, şifacılıkla ilgili. 70’li yıllarının ortalarıydı. Herkesin evinin banyosunda ya da holünde, çok moda olan, plastikten dökme, aynalı, sürmeli camlı ilk yardım dolapları asılıydı. Fakat bizim evde, ilk yardımda o son moda dolabın yanı sıra hep imdadımıza yetişen  ananem vardı. Başımız mı ağrıdı, önce ananeme gidilirdi, bir okuyuversin diye. Karnımız mı ağrıdı, ananem okurdu, ağrımız geçerdi. Komşularımız da gelirdi, ağrıları sızıları olduğunda ya da  acil durumlarda:) Yanlış anlaşılmasın, doktora da giderdik tabii. Ama doktora gidilecek durumlarda bile, hem doktora gidilir, hem de bir okunurdu bizim evde, şifa olsun diye. İyi gelirdi ananem okuyunca, çabuk iyileşirdik.

Fakat ananemin bir özelliği vardı. Asla karşılıksız okumazdı. Bana okuduktan sonra “kızım, git sobanın yanından şu maşayı al, bana ver” derdi. Sonra, o maşayı arkasına atardı ve ardından, benim bir de camdan dışarı, gökyüzüne bakmamı isterdi.  Bir keresinde sormuştum ananeme “niye böyle yapıyorsun?” diye. Bana anlatmıştı “ eğer ben senden, okuduğum duanın  karşılığında bir şey almazsam, senin hastalığın benim bende ağırlık yapar. Bu yüzden o maşayı  ben senin elinden alıp arkama atıyorum.  Böylece alış verişi tamamlamış oluyoruz. Gökyüzüne bakıyorsun, çünkü hastalığın senden tez uzaklaşsın istiyorsun. Ne kadar uzağa bakarsan, hastalığı o kadar uzağa gönderirsin.” Maşayı arkaya atmak da, gökyüzüne bakmak da sembolik yani. Ananem kime okusa, okuduğu kişi o bizim evdeki soba maşasını uzatırdı ona, ağırlık kalmasın diye.

Zaman aktı, ananem diğer tarafa göçüp gitti. Fakat bu anılar hafızamda canlı ve taze kaldılar. Sonra zaman içerisinde Rei-Ki öğrendim. Ananemin söylediğini Rei-ki öğretirken de söylediler. “Enerji akışını sağlamak için, verilen şifa enerjisine karşılık, sembolik de olsa bir bedel almak gerekirmiş.” Demek ki, ananemin bir bildiği varmış, dedim. Enerjinin akması için illa ki bir şey yapılmalıymış.

Ve bir şey istediğim zaman hep karşılığını vermek için elimden gelen çabayı sarf ettim. Geçen yıllar içinde, öğrendim ki, bir şeyin karşılığı illa para olmak zorunda olmuyor. Aldığım bazı hizmetlerin karşılığını bazen param olmadığı için, bilgisayarda yazı yazarak, iş gücü olarak ödedim. Zaman zaman bazı kuruluşların depolarını temizleyerek ödedim. Kimilerine tercümeler yaparak yardımcı oldum, onlardan karşılığından öğrenmek istediklerimi aldım. Bazen çok içten edilmiş bir dua da karşılığı olabildi.

Sonra kendi kendime bir şey daha öğrendim, daha doğrusu hayat öğretti demek daha yerinde olur. O da bu kategorinin dışında kalan bir durumdu. Bazen siz hiç istemeden biri size bir hediye sunar. Bunu o kişiden doğrudan hiç istememişsinizdir. Bu, her ne ise, o kişinin size o an sunduğu bir armağandır. İşte bu armağan, karşılıksız alınabilecek bir armağandır. Size hayatın, o insan aracılığı ile yolladığı bir ödüldür. Bu hediyeyi şükranla kabul edebilirsiniz. Karşılığında da bir teşekkür dışında, bir şey vermeniz gerekmez (ben yine de böyle bir şey yaşadığımda, benden beklenti içinde olmayan bir kişiye sevindirecek bir armağan vermeye çalışıyorum, daha da zevkli oluyor).

Kısacası her şey para değil, fakat bize karşılıksız olarak ulaşan hediyeler dışında istediğimiz her şeyin sembolik bir karşılığı vardır, çünkü her bir isteğimizin yerine getirilebilmesi için birinin emek sarf etmesi gerekir. Belki de zaman zaman “Hakkını helal et!” kavramının anlamını derinden araştırmamız gerekiyor.

Yurda Hal
15.06.2010 

13 Haziran 2010

Zorlayıcı Günler Üzerine Düşünceler - Uranüs Koç





Zorlayıcı Günler Üzerine Düşünceler - Uranüs Koç

Astrolojide zaman zaman zorlayıcı sert enerjiler olabiliyor. Zaman zaman ise gökyüzü rahat açılar ile donatılmış oluyor. 

Ben bu duruma üzülmek ya da sevinmek olarak bakmıyorum. Bakış açısı şu olmalı. 
Diyelim ki karın kaslarımızı sıkılaştırmak ve sıkı güzel bir karına sahip olmak istiyoruz. Bikiniyi üzerimize geçirdiğimizde, göbeğimiz sarkmasın istiyoruz.

Ne yapmalıyı?. Mekik çekmeliyiz, karın kaslarını çalıştıracak egzersizler yapmalıyız.Tüm bu egzersizler karın bölgemizde yamnaya ve acıya sebep olacak bir süre. zaman içinde bu acıya bağışıklı kazanacağız. En sonunda ise ödül olarak muhteşem bir vücuda kavuşacağız. Astrolojideki zorlayıcı enerjiler bu duruma benzer.


Gelelim kolay açı ve enerjilere; Gök yüzünde kolay enerjilere maruz kaldığımızda karın kaslarımız ve göbeğimiz umurumuzda olmaz. O halimizle mutlu oluruz. Herhangi bir egzersiz yapma gereği hissetmeyiz. Eğer bir sorun varsa, o sorunu, sorun olarak algılayacak ruh halinde olmayız. Ne zaman bu kolay enerji ortadan kalkar ve zorlayıcı bir açı gelir, işte o an o tembellik ettiğimiz dönemde ihmal ettiklerimizin faturasını nasıl ödeyeceğimizi düşünmeye başlar ve harekete geçeriz. Şimdi fatura ödeme, biriktirdiğimiz yağları eritme zamanı.

Şaka bir yana Uranüs'ün Koç'a girmesi ile birlikte ortaya çıkan enerji yoğunluğu gerçekten de kilo vermek için işe yarayabilir. Bence denemekte yarar var diye düşünüyorum. Belki de ağır topların öncü burçlara geçmesi ile birlikte dünya üzerinde problem haline gelen obezite sonununa da bir çözüm bulunabilir.

Bir de bu Uranüs'ün Koç'a girmesi ile birlikte çevremde yoğun fark ettiğim başka bir durum var: Estetik operasyonlara olan ilginin aşırı artması. 

Koç burcunu Zodyak kuşağının ilk burcu olarak yükselen burcu gibi düşünebiliriz. Yani maske, dışarıya kendimizi nasıl tanıtmak istediğimizi gösteren alan. Yenilikçi, farklı ve denenmemişe merhaba deme cesaretine sahip Uranüs'de buraya yerleşince, ortaya "Ajda Pekkan" sendromu çıkıyor sanırım. Yanlış anlaşılmasın, Ajda Pekkan bildiğim kadarıyla gündaşımdır, yani benim gibi 12 Şubat doğumlu bir Kova kadını. Ben de gerek olduğunda çok cesaretli olabileceğimi düşünüyorum:)

Sevgiler

12 Haziran 2010

Bir Roma tatili



Her sene birçok dileğim vardır. Geçen sene de öyleydi. Fakat geçen seneki dileklerimden bir tanesi ile ilgili komik bir anım var aslında. O bir tanesi sanki rast gele dilenmiş, üzerinde fazla durulmamış, gerçekten derinden istenmemiş bir dilekti. Zaten yaptığım olumlama çalışmaları, atmaya çalıştığım adımlar da pek yolunda gitmiyordu. İsteğim şuydu:

Bir arkadaşım İtalya’ya, Roma’ya tatile gitmişti, döndüğünde ise ballandıra ballandıra tatilini anlatmıştı geçen sene. İlkbahardı sanırım, “ Ben de gitsem…” diye bir iç geçirdim derinden… O kadar. Ardından oturup bir olumlama yazdım onunla ilgili. Sonra, öğrendim ki, Moleskine ajandalarının farklı şehirler için hazırladığı, içinde şehir planlarının bulunduğu defterler varmış. Moleskine’nin Roma için hazırladığı defterden almaya karar verdim. Bundan daha iyi bir olumlama olabilir miydi? Fakat İstanbul kazan, ben kepçe o defterciği arıyorum, sanki tüm kitapçılar anlaşmış, hiçbirinde Roma’nın defterciği yok! Diğer tüm Şehirler mevcut… Yok, bulamıyorum… Pes ettim… Bıraktım… Vazgeçtim…

Yaz başlangıcı; evde oturuyoruz bir akşam, yaz tatili planları yapıyoruz kabaca… İtalya’ya da gidelim birkaç günlüğüne dedik… Roma’ya da gideriz diyoruz Oğuz’la. Planlı seyahat edemiyoruz işlerimiz gereği, bu yüzden önce gidip vize aldık birkaç aylık, aklımıza estiğinde gideceğiz… bir türlü fırsat olmadı gidemedik İtalya’ya, yani Roma’ya.

Vizemin bitmesine iki gün kala Oğuz’un iş sebebiyle Cezayir’e gitmesi gerekti, ben de “madem Roma olmuyor, Cezayir olsun öyleyse” dedim ve peşine takıldım.

Uçaktayız. Cezayir’e uçuyoruz ve fazlasıyla türbülans var. Bir ara kahvelerimizin tavana yapışıp geri damladığını anımsıyorum. Tabii tüm yolcuların bünyesi bu duruma dayanamadı. Bir süre sonra yolculardan biri fenalaştı. Hostesler sürekli yanında, yolcuyu koltuklara yatırdılar. Bir yandan da ekrandan uçağın rotasını seyrediyoruz. Sicilya üzerindeyiz. Bir süre sonra uçak Roma’ya, ben de Oğuz’a doğru döndüm “Roma’ya gidiyoruz, acil iniş yapıyoruz galiba!:))” dedim, kocaman bir gülümsemeyle. “Yok canım” dedi Oğuz, ama ekranda görünen durum bu, uçak artık Cezayir’e değil Roma’ya doğru ilerliyor. Anons yapsınlar diye bekliyoruz. Kulaklarımızla duymak istiyoruz, tabii yolcunun da önemli bir sorunu olmasın istiyoruz. 

Duygularımız karmaşık yani. Ve… Anons geliyor… “Sayın Yolcularımız! Bir yolcumuzun türbülans esnasında rahatsızlanması sebebi ile Roma’ya acil iniş yapmamız gerekmektedir. Roma Havaalanında ne kadar kalacağımız henüz belli değildir. İndikten sonra sizleri bilgilendireceğiz.” Gibi bir anons yaptılar.

Bu anonsun üzerine hemen 2 günlük vizemi hatırladık. Çabucak yapılan planlar hayaller… Derken Roma Havaalanına indik. Hastayı indirdiler. Biz tüm yolcularla beraber motorları durduğu için klimaları bile çalışmayan uçağın içinde Roma’da 4 saat bekledik. Koltuklarımızdan kalkmamızı bile engellemek istediler. 4 saatin sonunda uçak tekrar havalandı ve biz Cezayir’e yaklaşık 6 saat daha geç varmış olduk.

Adam gibi istemeyince, dilekte bulunmayınca, sonucun nasıl olduğunu öğrenmiş oldum böyleceJ. Bir de Astrolojinin  Astrokartografi adlı bir bölümü var. Bu bölüme göre, dünya üzerindeki bazı şehirler bize iyi enerjiler verirken, bazıları pek de iyi gelmiyorlar. Eve döner dönmez kendi haritamı inceledim; benim haritam Roma’yla pek de barışık değilmiş! Yani, hiçbir şey sebepsiz yere olmuyor:) O gün bugündür seyahatlerimde Astrokartografiyi ciddi bir şekilde kullanmaya başladım.

Bu arada, uçaktaki hasta uçak yolculuğundan bir hafta önce mide ameliyatı olmuş ve sarsıntılara dayanamamış, bir gün Roma’da hastanede tutup, hava trafiği sakinleşince, Cezayir’e yollamışlar.

Sevgiler
Yurda Hal
12.06.2010 






12 Haziran 2010 İkizler Burcu Yeni Ay sat 14.14

12 Haziran 2010 İkizler Burcu Yeni Ay sat 14.14


Bugün saat 14:14'te İkizler burcunda Yeni Ay gerçekleşecek. Yani yine bir yeni başlangıçlar ve dilekler zamanındayız. Tabii ki bu Yeni Ay'ın öne çıkaracağı konularla alakalı dilekte bulunmak ya da başlangıçlar yapmak daha hızlı yol almamızı sağlayacaktır.

Şimdi bu konuların ne olduğuna bir göz atalım. Öncelikle öğrenme ve öğretme konuları, sınavlarda başarı, kısa yolculuklar, seyahatler, satış, pazarlama, ulaşım araçları, kardeşler, akrabalar, komşular, iletişim, yazma,el ve kol becerileri, zihinsel işleyiş,taşınma... gibi konular.

Peki bu durumda neler dileyebiliriz?

Yeni bir araba, motosiklet,bisiklet,yat, uçak, gemi, cep telefonu, bilgisayar, kısa süreli tatil, bol seyahatli bir iş, satış/pazarlama dalında bir iş, üniversite sınavını kazanma, üniversiteden mezun olma, dargın olduğumuz eş, dost, akrabamızla barışma, zihnimizin daha kıvrak ve güçlü olması, bir kitap yazma, taşınma, hayalinizdeki kiralık ev ya da iş yerini dileme...

Yine tüm yukarıda saydıklarımı almak, satmak, başlatmak için ilk adımı da atabilirsiniz Yeni Ay ile birlikte.

Ayrıca İkizler burcunun sembolünde zihnimizde konuşan bir ikili vardır. Bu ikili sürekli konuşarak içimizde şüphe uyandırır, inanmamızı zorlaştırır. Bu yüzden Ay İkizler burcundayken gerek kendimize, gerekse çevremize güvenmek,inanmak zordur. Böylesi bir Yeni Ay'da yapacağınız olumlamaların peşinde bir ay süresince bu enerji olacaktır.

İkizler burcunun getirdiği bu zorluğun üstesinden gelmek için, dilekte bulunduktan sonra, dileğinizi unutmak en doğru hareket olacaktır.

Ayrıca unutmayın. Bu dönemde zihnimizde susmayan o İkizler biz değiliz, biz onları gözlemleyeniz. İstersek görmezden gelebiliriz.

Şimdi bazı arkadaşlar dileklerimizi toprağa gömelim mi diye sorabilirler. İkizler burcu hava grubudur. Dileğinizi yazın ya da sadece havaya okuyun. yeterli olacaktır.

Sevgiler
Yurda Hal    +

Şifacının Yolu - Coşku / Aşıklar


Şifacının Yolu

6- Coşku

Sayı ve anlamı: 6, Güzellik, Denge

Geleneksel Adı: Âşıklar

Şifacının enerjisi: Âşık ve seven olarak, ruhu ve aklı hissetmek, coşkunun içinde bir olma duygusu

Olumlaması: “İçimdeki özümü dışarıdaki dünya ile bağlantı kurması için sevgi ile harekete geçiriyorum.  Ne olmak istiyorsam onu çekiyorum, ne isem onu dışarıya ışıldıyorum. Güzellik çevremi sarıyor. Toprak Ana ve Ben biriz.”

Kart konuşuyor: “ Biz hem senin içindeki, hem de senin dışındaki âşıklarız. Biz sana ait olan iki bölümüz. Sevdiğin insanda gördüğün güzellik, sadece senin güzelliğinin bir yansımasıdır. Bir başkasını sevmeye başladığında, kendini sevmeye başlarsın. Senin içinde tamamlanmış bir “Ben” oturuyor ve o şimdi kendisini sevgi ile ifade etmeye başlıyor. O “Ben” bu sevginin ona sağladığı güven sayesinde dış dünyaya açılma cesaretini buluyor. Ben, Ruh olan ile uyum içindeki dişil enerji, Dünyanın ihtiyaçlarına uygun olarak eril enerji tarafından şekillendiriliyorum. Ben, Dünyanın ihtiyaçları ile uyum içindeki eril enerji, ruhun gelişimi için dişil enerjinin yaratıcı ve yönlendiriciliğine teslim oluyorum. Üst benliğin tezahürü bedenlerimizin anlaşması ve onların tam olarak bütünleşmesi ile gerçekleşecektir. Tanrının kelamı bezde ete dönüşmüştür!   Dişil ve eril olanın dengede olduğu her yerde uyum yaşarız. Ve içten gelen yaratıcılık ve sezgilerin yönlendirmesiyle gelişen gerçekliklerin yaşandığı dış dünyada kendi ortamızı buluruz ve dengede yaşarız. Tüm bunları kendi içinde yaşadığın gibi, ilişkilerinde de yaşarsın!

Biz bilinen ve bilinmeyen, mantıklı ve sezgisel olan, iş ve oyun olan, zihinsel ve duyusal olanız. Bize ulaştığın an, artık dış dünyayı sana karşı işleyen bir güç olarak görmezsin. Sen ondan yarar sağlarsın, o senden yarar sağlar. Şimdi cinsel enerji hayatının tüm alanlarına akıyor. Duyusal alanlarından, algı ötesi alanlarına kadar akıyor. Kundalini enerjisi yükseliyor- Uyuyan yılan uyanıyor. Sevgi bedensel çekim gücünü sarmalıyor ve tanrısal olana özlemi uyandırıyor. Sevgi enerjini yükseltiyor ve sevgide ve sevilende iyiyi görmen için bakışını keskinleştiriyor. Gelişen tecrübelerinle anlayışın derinleşiyor ve genişliyor. Her yerde güzelliği görmeye, her şeyi sevmeye başlıyorsun. Tanrısal olanla birleşmeye hazırsın.”

Özün yansıması: İçimde dış dünyaya asla göstermediğim biri yaşıyor mu? Onu sevgi ile ön plana çıkarabilir miyim?

Alıştırma: Bir liste hazırlayın. Bu listede hayatınızdaki en etkili (mesela kadınsanız) on erkeğin ya da (mesela erkekseniz)  on kadının adını yazın. Sonra her ismin yanına, o kişiye ait duygularınızı anlatmaya yardımcı olacak üç kelime yazın. Ardından bu yazdığınız özelliklerin hangilerinin sizde de olduğunu inceleyin.

Meditasyon: Meditasyonla içinizdeki aşığı, sevgi dolu olanı ziyaret edin.  İlişkinizle ondan ilişkinizle ilgili tavsiye isteyin. Daha mutlu olmak için ne bilmeniz gerekiyor? İçinizde hangi duyguları dingin hale getirmelisiniz? İçinizdeki aşığın tavsiyelerini dinleyin.

İmgeleme: Karşı cinsi de içinizde taşıdığınızı fark edin. “Diğer Yarı”nızla karşılaştığınızı, tanıştığınızı, birbirinizi daha iyi tanımak için çaba sarf ettiğinizi,  flört ettiğinizi, birbirinizi sevdiğinizi imgeleyin. Tüm bunları detaylı ve duygularınızı da katarak imgelemeye özen gösterin.

Astrolojik Sembolü: İkizler

Beslenme: Hayatınıza baharat katın! Duyularınızı harekete geçiren, aroması bol ve baharatlarla süslenmiş bir şölen yemeği hazırlayın.  En azından bir yemeğinizi Arnavut biberi ya da köri ile tatlandırın. Özellikle Meksika ya da Hint mutfağı çok uygun olabilir.  Ayrıca sofranızı şarap ya da taze sıkılmış meyve suyu ile süsleyebilirsiniz. Tam tahıl ekmeği, egzotik çorbalar, krakerler, susam yağı da sofranıza uygun olacaktır. Sevdiğiniz misafiriniz ve kendiniz için zevkinize uygun bir sofra donatın. Sessizlik içinde yemeğe başlayın. Yemeklerin kokularını içinize çekin. Birbirinizi ellerinizle, hiçbir gereç kullanmadan, hiçbir sözcük sarf etmeden beslemeye çalışın. Bu sayede yemeklerin tadına daha derinden varmanız mümkün olacaktır.  Konuşma arzunuzu karşılıklı olarak mümkün oldukça uzun  süre bastırmaya çalışın. İlla ki konuşmak istiyorsanız, kelime içermeyen sesler çıkararak duygu ve tepkilerinizi ifade etmeye çalışın.  İfadelerinizin kalanını gözlerinize ve kulaklarınıza bırakın.

Renkler: Uçuk pembe, bu renk imrenme ve evrensel sevginin rengidir. Sıcak turuncu, bu renk ise mum ışığındaki ten rengidir. Altın bilezik.

Sevmek
Çoğunlukla iç dünyasında kendini sevmeyi öğrenmek ve kendi özü ile bütün olmayı başarabilmek, dış dünyada sevgili ile karşılaşmayı getirmekte. Dış dünyadaki büyük aşkı bulmadan önce içinizdeki tanrısal varlığın, öz eşinizi fark etmelisiniz. Bu içsel karşılaşmadan önce ne kadar çok sevgi ilişkisi yaşarsanız yaşayın; tüm bunlar sizi sadece bir süreliğine mutlu edecektir. Yine de gizli olan yarınızı daha açık görmenize yardımcı olacaklardır. Yedi basit adım tanrısal sevileni, sizin hem partneriniz, hem de kendi aracılığınız ile ifade etmeniz için cesaretlendirecektir. Bunun için Tarot yolunu kullanacağız:

0 Soytarı/Tohum: Risk alın. Partnerinize kendinizi gerçekte olduğunuz gibi gösterin. Gerçek halinizi ortaya koyun. Bu saye de aslında ilişkiniz üresince gerçekten büyümesini istediğiniz tohumları ekmiş olacaksınız.

1 Büyücü/ Potansiyel: İlişkinizde gerek sizin gerekse partnerinizin geliştirdiği tüm olumlu özelliklerinizi 
kullanın. Karşılıklı olarak birbirinize yapabildiklerinizin en iyisini yapma fırsatını tanıyın. Partnerinizden sizin istediğiniz gibi olmasını istemeyin.

2 Azize/ Arayış içinde olan: Hayalini kurduğunuz aşk ilişkisi için gerekli çevresel koşulları etrafınızda yapılandırmaya başlayın. Partnerinizin görevlerini yerine getirip getirmediğine takılmayın. Siz görevlerinizi yerinize getirin.

3 Kadın Hükümdar/ Doluluk:  Elde ettiğiniz tüm iyilikler için şükredin. İyilik bir hediyedir. Teşekkürünüzü ifade edin.

4 Hükümdar/ Ustalık: Gerek dış, gerekse iç dünyanız üzerindeki karar verme yetkinizin gücünü elinize alın. Bu günü hem sizin, hem de dünyanızın yararına kullanın.

5 Aziz/Arabulucu: Düzenli olarak gerçek özünüzle geçici duygularınızı ayırt etmeyi öğrenerek huzur ve barış sağlayın. Problemlerle abartılı bir şekilde ve gereğinden fazla ilgilenerek onları daha zor hale getirmeyin. Anlayışınızı daha çok çözüm ve alternatifler üretmek üzere yoğunlaştırın. Bu alternatiflerden bir tanesi muhakkak hoşunuza gidecektir, çünkü o içinde çözümü barındırıyor olacaktır.

6 Âşıklar/Coşku: Gündelik işleriniz ne kadar yoğun olursa olsun, aşka ve sevgiye zaman ayırmalısınız! Cinsel hayatınız rica ve istekte bulunmaya gerek kalmadan, sunulan bir hediye kıvamında olduğunda her iki taraf içinde çok daha doyumlu ve mutluluk verici olacaktır. Ruhunuzun güzelliği bedeninizde ikamet etmektedir ve bedeninizi zarif bir ışıltıyla kaplar. Bedeninizi sevdiğinize sunduğunuzda, partneriniz “ruhunuzdan yudumluyor” olacaktır.  Eğer tüm bunların bilincinde olursanız, her zaman tanrısal âşıklar olarak kalırsınız!

Sevgilerimle
Yurda Hal 

03 Haziran 2010

Kedicikler



Bugün oğlum okuldan geldiğinde yolda, yolun kenarındaki çöp kutusunun yanına bir kolide 3 yeni doğmuş kedi yavrusunun bırakıldığını görmüş. Üçü de açlıktan bağırıyorlarmış. hemen oradaki su bayiisindekilere sormuş bunların annesi var mı diye... kadının birinin bir gece evvel oraya bırakıp gittiğini zaten yavruların ölmek üzere olduklarını söylemişler... Yani hiçbir şey yapmıyorlar, o yavrular ciyak ciyak bağırıyor ve onlar çaylarını yudumluyorlar keyif içinde...

Neyse ikimiz gidip kedicikleri kaptığımız gibi veterinere gittik. Apartmanımızın bahçesinde geçen hafta doğum yapan minik onlara da bakabilir mi diye sorduk. Okeyi alınca koştuk ve yavruları minik'in himayesine bıraktık. Fakat biri ne yazık ki dayanamadı ve getirdikten yarım saat sonra onu kaybettik. Diğer ikisinin şimdilik keyfi yerinde. Minik ise şimdi 3 yerine 5 yavru emziriyor. Eğer becerebilirsem yarın resimlerini çekip sizlerle paylaşacağım.

27 Mayıs 2010

28 Mayıs saat 02.07’de Yay Burcunda Dolunay

28 Mayıs saat 02.07’de Yay Burcunda Dolunay

Her Dolunay, Bir hesaplaşma dönemidir. Kendi içimizde, kendimizle bir önceki Yeniay’da attığımız tohumların muhasebesini yaparız. Eğer Yeniay’da attığımız tohumu yeterince sulayıp gübrelememişsek, şimdi istediğimiz amaca ulaşmakta yanlış adımlar attığımızın farkına varırız. Fakat attığımız tohum her ne ise, onun ihtiyaçlarını karşılayacak çaba ve emeği sarf etmekten kaçınmadıysak, isteğimizin çiçek açacağını içimizde hissederiz şimdi.


Eğer geçtiğimiz Yeniay’da bir dilekte bulunduysak ya da yeni bir projeye başladıysak, şimdi bu isteğimiz ya da başlangıcımız ile ilgili bir Meditasyon çalışması yapabiliriz. Dolunay saatinde yapacağımız meditasyon, imgeleme ya da dua çalışması, bize yeni bir bakış açısı getirecektir. Bu çalışmanın ardından durum ve şartlara bakış açınızda değişme olacaktır. Dolunay’ın Yay burcunda olması ise, genel olarak bu çalışmanın ardından olaylara daha iyimser, pozitif ve motive olmuş yaklaşmamızı sağlayacaktır.


Dolunay Çalışması

Çalışma için bir örnek vermek istiyorum. Gözlerinizi kapatıp, burnunuzdan derin derin nefes alıp vermeye başlayın. Nefer alırken 8’e, nefesinizi içinizde tutarken 4’e, nefes verirken sekiz’e ve tekrar nefesinizi tutarken 4’e kadar sayın. Bu nefes alma biçimini ortalama 5 dakika kadar gözlemleyin( saate bakmayın, siz içsel saatinizi kullanarak tahmin edin.


Ardından kendinizi aydınlık ve huzurlu bir gecede geniş ve yeşil bir vadinin başında bulunan patika bir yolda imgeleyin ve bu yolda ilerlemeye başlayın. Etrafınıza odaklanın yolda neler var takip edin. İleriye doğru baktığınızda yüksek bir dağ fark edeceksiniz. Dağa doğru ilerleyin. Dağın eteklerine geldiğinizde dağa çıkmanıza yardımcı olan basamakları fark edeceksiniz. Merdivenlerden yukarıya doğru çıkın.


Dağın zirvesinde yukarıda parlayan Dolunay’ı görüyorsunuz. Çıkmaya devam edin. Dağın zirvesine vardığınızda dağın zirvesinin Ay ışığında gümüş renginde parladığını göreceksiniz. Gözleriniz kamaşıyor. Zirvede bembeyaz bir kristal kayasına yapılmış tahtınızı fark ediyorsunuz. Gidip tahta oturun ve imgenizde gözlerinizi kapatın.


Gözlerinizi kapatmanıza rağmen Ay’ın ışığının farkındasınız. Dolunay ışığı ile sizi yıkıyor, arındırıyor ve ufkunuzu genişletiyor. Anlama noktasına ulaşmanıza yardımcı oluyor. Bir süre Dolunay’ın ışığında yıkanın ve yeterli olduğunu hissettiğinizde tahtınızdan kalkın. Evrene vermiş olduğu nimetlerden Dolayı teşekkür edin. Bedeninize bir göz atın. Dolunay’ın ışığını emmiş olan bedeniniz şimdi ışıl ışıl parlıyor. Basamaklardan inerek dağın eteğine ulaşın. Oraya ulaştığınızda, dönüş yolunuzun Dolunay’la birlikte nasıl ışıldadığını fark edin ve başlangıç noktanıza doğru ilerleyin. Ardından tekrar çalışmanın en başında olduğu gibi nefesinize odaklanın. Bir süre sonra usulca gözlerinizi açın.


Şimdi yatmaya hazırlanabilirsiniz. Yarın sizin için daha aydınlık ve cevaplarla dolu olacak. Hayat yolunda ilerlemek için nelere ihtiyacınız olduğunu daha kolay anlayacaksınız. Cevapları alabilmek için farkındalığınızı açık tutun. Size gelen mesajlara karşı duyarlı olun.

Dolunay hepimize hayırlı olsun.


Not: bu arada geçtiğimiz Yeniay’da toprağa gömdükleri dilekleri çıkarmak isteyen arkadaşlara sesleniyorumJ. Bunu yapmanız gerekmez, ancak illa dileğinizi topraktan çıkarmak istiyorsanız, Dolunay gününün geçmesini beklemeniz iyi olacaktır.

Sevgiler

Yurda Hal

26 Mayıs 2010

Uzun İnce Bir Yoldayım



Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece
Bilmiyorum ne haldeyim
Gidiyorum gündüz gece

Dünyaya geldiğim anda
Yürüdüm aynı zamanda
İki kapılı bir handa
Gidiyorum gündüz gece

Uykuda dahi yürüyom
Kalmaya sebep arıyom
Gidenleri hep görüyom
Gidiyorum gündüz gece

Kırk dokuz yıl bu yollarda
Ovada dağda çöllerde
Düşmüşem gurbet ellerde
Gidiyorum gündüz gece

Düşünülürse derince
Irak görünür görünce
Yol bir dakka miktarınca
Gidiyorum gündüz gece

Şaşar Veysel işbu hale
Gah ağlayan gahi güle
Yetişmek için menzile
Gidiyorum gündüz gece



Anadolunun bir köyünde sakin bir akşam karı koca uyumak için yatağa girerler..Kadının gözüne bir türlü uyku girmez, çünkü o gece özeldir.. O gece kocasını terkedecektir..Hem de sevgilisi ile köyden kaçarak...
Kocasının uyumasından bayağı bir zaman sonra pencerede beklediği taşın sesini duyar kadın.. Ayakkabılarını giyip, önceden hazırladığı eşyalarını alıp bahçede bekleyen sevgilisinin yanına gider ve koşarak oradan kaçarlar.. Koşarlarker kadının ayağını bişey rahatsız eder, ayakkabısının içinde bişey vardır ama kadın mecburdur koşmaya ayağını rahatsız eden şey için durma lüksü yoktur..Anadoludur burası.. Töredir, cinayettir geride bıraktıkları..Belli bir mesafe uzaklaştıktan sonra nefeslenmek için dururlar.

Kadın duraksamayı fırsat bilip nefes nefese der ki : "Evden çıktığımdan beri, ayakkabımın içinde bir şey var beni rahatsız ediyor, çıkartıp bakar.. O da ne? Ayakkabısının içinde bir tomar para!!!!! Kocası her şeyin farkında. Biliyor ki gidecek, "Beni terk edecek ama bunca yıl çorbasını içtim, çamaşırlarımı yıkadı, ütüledi. Bana emeği geçti.."
O Yoksul köylü; bütün parasını; başka bir adam için kendisini terk eden karısının, giderek kendinden uzaklaşan adımlarını attığı ayakkabısının içine koymuştur.

Bu hareketi yapan kişi ne üniversite mezunudur ne de yüksek lisans yapmıştır.Hatta hayatında tek bir kitap bile okumamış, okuyamamıştır.
O güzel insanı, O onurlu davranışı sergileyen, O terk edilen adamı

HEPİNİZ TANIYORSUNUZ..

Bu öyküyü aşağıda linki bulunan gruptan aldım. O kadar etkilendim ki blog sahibine bu güzel paylaşımı için buradan teşekkür etmek istiyorum

25 Mayıs 2010

Şimdi Ay Akrep Burcunda ve Büyümekte




Şimdi Ay Akrep Burcunda ve Büyümekte
25 Mayıs 2010 saat 09.18 - 27 Mayıs 2010 saat 14.17 arası

Şimdi sezgilerin ve duyuların her zaman olduğundan daha yoğun. Tutkularının farkına varıyorsun. Tensel ve zihinsel dokunuşlar ilişkilerinde önemli. Sevdiğin insanla baş başa geçirebileceğin, en derinde yatan duygularını paylaşabileceğin bir havadasın.

Sahip oldukların, zaman içinde biriktirdiğin maddi ve manevi değerler senin için şimdi daha önemli. Ay Akrep'teyken bunları paylaşmakta zorlanırsın. Sevdiklerini paylaşmak da zor gelebilir, hatta kıskanç bile olabilirsin. Hafızanın derinlerinde sakladığın, geçmiş olayların duyguları ön plana çıkar. Bu duyguların her biri güzel olmayabilir. Başka günler aklına bile gelmeyen anıları şimdi hatırlarsın.

Zaman zaman bilmediğin, görmediğin konuları merak edip sır perdesini aralamak isteyebilirsin. Hatta ölümün son olmadığını hissedip, bu konuyu da araştırabilirsin. Korkunun üstüne diğer zamanlardan daha kolay daha cesurca gidebilirsin.

Konsantrasyonun çok yoğun şimdi, önemli bulduğun, senin için özel değer ve anlam taşıyan işlerine yoğunlaşabilirsin. Hiç kimse seni rahatsız edemez, çünkü dikkatini sadece istediğin ne ise ona yönlendirebilirsin. Sen neye karar verirsen onu yapabilecek güçtesin şimdi.

Fakat enerjini fazlasıyla tüketmeye de meyillisin. Enerjini kullanırken sınırın nerede olduğunu bilemeyebilirsin. Enerjini korumaya da dikkat etmelisin şimdi. Temel enerjinin bitmemesi önemli.

Şimdi birinci Kök çakranı ve ikinci Sakral çakranı aktive etmeli ve bedeninin ihtiyacı olan yaşam enerjisini depolamalısın. Bunun için kırmızı ya da turuncu renklere odaklanarak meditasyon yapabilirsin. Ya da giysilerinde bu renklere ağırlık verebilirsin. Ayrıca kırmızı ya da turuncu bir nesneyi uzun uzun inceleyebilirsin. Bu sayede yaratım enerjin güçlenecektir.

Akrep içinde ölüm ve doğumu bir arada barındırır. Bitirip yeniden başlamayı anlatır. Yukarıda sana anlattıklarımı tekrar gözden geçir. Bu konularda seni rahatsız eden bir durum, bir olay var mı? Eğer varsa onu sonlandırıp, yepyeni ve seni daha mutlu bir enerjiye dönüştürecek güce sahipsin şimdi. Tutkularının ve bağımlılıklarının getirdiği yükü, yıkanarak üzerinden atabilirsin. Suyun temizleyici ve yenileyici gücüne kendini teslim et.

Akrep burcunun getirdiği yoğun ve tutku dolu enerjilerin tadını çıkar!

Yurda Hal

24 Mayıs 2010

Günü karşılama ve günü uğurlama



Her yeni gün, bana yeni bir öğretmen ve yol gösteren bir rehberdir. Her yeni gün bana yolumun üzerinde farklı bilgiler ve tecrübeler sunar. Her günün kendine has bilgi ve tecrübeleri benim yolumda o gün boyunca ışık olur.

Günün getirdiği fırsatları yakalamak, deneyimlerden faydalanmak ve tecrübeleri anlamak için, her yeni güne muhakkak yüzümde bir gülümsemeyle başlıyorum. Her yeni güne "Hoş Geldin!" diyorum.
Gün bittiğinde, o güne bana sunduğu nimetler, fırsatlar ve tecrübeler için "Teşekkür ederim!" diyorum. Bu gece de olduğu gibi:)

Yarın beni yeni bir gün, yeni bir öğretmen bekliyor. Yarının bana getireceği fırsat ve tecrübeler için şimdiden teşekkür ediyorum.